Şifa Sanatları | Qigong’un Derinliklerinde
16779
single,single-post,postid-16779,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-theme-ver-7.3,wpb-js-composer js-comp-ver-4.5.2,vc_responsive
 

Qigong’un Derinliklerinde

13 May Qigong’un Derinliklerinde

Qigong ismi bir çoğumuzun hayatında yeni yeni duyduğu, bir kısmımızın da hayatlarını üzerine oturtup yol arkadaşlığı yapmakta olduğu bir alan. Alan belki tam karşılığı olmasa da derin ve bir o kadar da görkemli bir yol. Başladığımız da nereye varacağını asla tam olarak bilemediğimiz, yürüdükçe kendimize daha çok yakınlaştırdığını görerek daha da coşku ile içinde kalmaya çalıştığımız bir yol.

Genellikle yaptığımız hatalardan bir tanesi öncesindeki öğrenmişliklerimizle içine girdiğimiz bu yol’u tartarak ister istemez gereğinden fazla kurcalamak. Hangi alanda, hangi yöntemde ne öğreniyor olursak olalım birinci önceliğimiz bu yeni öğreniyor olduğumuz çalışmalara karşı tümüyle açık fikirli olmak. Bizlerden daha deneyimli, bilgili olanların desteği ile belli bir yöntem/çalışma hakkında beceri geliştirmeye başlıyoruz.

Evet bir beceri öğrenmeye çalışıyoruz. Alışkını olmadığımız, yaşam rutinlerimizde herhangi yeri olmayan, hiç bilmediğimiz bir denize balıklama atlıyoruz veya adımlarımızı çok dikkatli atarak içine girmeye çalışıyoruz. Beceri geliştirebilmek emek ve zaman istiyor. Gerçekten kaderimizde var ise veya aşırı şanslı isek belki ilk adımlarda olabilecek en büyük başarılara erişebiliyoruz. Ya da pek çoğumuz gibi değişimlerin gelebilmesi, gözlemlenebilmesi uzun zaman alıyor. Beklentilerimiz, sabırsızlıklarımız bu engin okyanusta sadece en üst yüzeyde yüzmemize neden olmaya başlıyor.

Tıpkı yüzmek gibi aslında Qigong’da. En başında oldukça basit detaylara dikkat etmeniz gerekiyor. Nasıl kulaç atmamız gerekiyor, ayaklarımızı nasıl çırpmamız gerekiyor, hangi tempoda nasıl nefes alıp vermemiz, ne zaman alıp vermemiz gerekiyor.

Qigong’da hangi formu, hangi geleneği takip ettiğinizin önemi yoktur. Her form, her gelenek değerli ve önemlidir. Önemli olan size uyanın hangisi olduğu, kendinizi en rahat hangisinde bulabildiğinizdir.

Her yeni öğrenmede olduğu gibi burada da birinci adım ne yaptığınızı ve neden yaptığınızı bilmek ile başlar. Bu konuda eğitimi aldığınız kişile öncelikle size bu konuda kendi birikimleri ve geleneklerinin bilgilerini aktaracaklardır. Bunları dinlediğinizde, sindirdiğinizde size uyup uymadığını zaten rahatlıkla ayırt edebilir hale gelebilirsiniz. Ya da daha en başında rahatlıkla bu bana uygun değil diyerek kendinize uyabileceğini düşündüğünüz bir başka alana geçebilirsiniz. Günümüzde geçmişe göre çok daha geniş seçim olanaklarımız var.

İkinci adım bütün bu süreçte kullanacağınız ekipmanları tanımak. Ne garip değil mi? Birincil ekipman bedenimiz. İkincil ekipmanımız zihnimiz, son olarak da enerjimiz geleneksel ismi ile Qi’miz. Ne kadar bunlar hakkında fikir sahibi olduğumuzu düşünsek de işin aslı hiçbir zaman öyle değil. Çoğumuz bedenimizden bihaber, zihnimiz sürekli bir takım dağınık düşüncelerin içinde, daha da anlaması zor olan Qi’miz hakkında neredeyse hiçbir fikre sahip olmadan yaşayıp gidiyoruz. Oysa bedenimiz olmadan hiçbir şeyle iletişimimiz yok, zihnimiz olmadan iletişim halinde olduğumuz her şeyin farkında değiliz, Qi’mizin hareketlerinin dengeli olmamasından sağlığımız yerinde değil. İkinci adımımız bu başlıkların içlerini eğitmenlerimizle doldurabilmek. Kendileri geleneklerinin bilgi ve birikimlerini sizlere bu perspektifler içinde aktaracaklardır. Siz yine bütün bu bilgileri sindirecek, tartacak sizlerin kendiniz için uygun bulduğunuz gelişimleri kapsayıp kapsamadığını değerlendireceksiniz. Sonrasında da bu bana uygun değil diyerek kendinize uyabileceğini düşündüğünüz bir başka alana geçebilirsiniz. Günümüzde geçmişe göre çok daha geniş seçim olanaklarımız var.

Üçüncü adım; öğrenmekte olduğunuz formun çalışılması. Hareketli veya hareketsiz (hareketsizden kasıt, imgelemli çalışmalardır), çalışmaya başlamaya karar verdiğiniz uygulamadaki her bir basamağı, her bir detay özenle ve dikkatli şekilde uygulamaya geçirmek. Bazen hareketler sizlere kolay gelebilir veya çok da karmaşık. Kendinize izin verin ki size bu yolculukta destek olan eğitmenleriniz işinizi kolaylaştırsın. En başından itibaren sizleri doğru hareketin ne olacağı konusunda eksiksiz bilgilendireceklerine güvenin. Bu yolculukta güven en değerli hazinedir. Yürüdüğünüz yola güvenin. Birilerine güvenmeye ihtiyacınız olmadığını göreceksiniz bu takdirde. Önemli olan çalışmaya olan güvenmenizdir. Hareketlere size aksi söylenmediği sürece kendinizce yorumlar getirmeyin. Unutmayın bu bilgiler size ulaşana kadar defalarca, binlerce insan tarafından denendi, imbikten süzüldü. Sizler kaymağını yiyorsunuz. Geçmişteki bilgilerinizin burada size faydası olacağını da düşüneceksiniz. Yanılıyorsunuz. Biriktirdikleriniz bu yeni yolculukta işlevsiz. Bir çocuk gibi sakince sadece size aktarılanı dinginlikle kabullenmek kadar kolay.

En zoru içinizdeki binlerce soruyu sakince izleyebilmektir. Çünkü geçmiş bilgileriniz sizce her şeyi kurcaladığınızda daha doğru sonuçlar alacağınızı fısıldar size sürekli. Gözünüzden bir şeyi çok kolay kaçırmaktasınızdır aslında. Eğer geçmiş bilgileriniz ve deneyimleriniz madem o kadar iyi idi neden şu an yeni bir şeylere ihtiyaç duymaktasınız? Neden daha fazla çalışma öğrenmeye, kullanmayıp kenara atacağınız bilgilere bu kadar kolay düşüyorsunuz? Bunları sorun kendinize. Size ellerindeki bilgileri aktaranların belli bir bilgiyi size ulaştırmak gibi değerli bir görevleri var. Çok soru sorduğunuzda, her şeyi kurcaladığınızda doğru yanıtlara ve sağlıklı gelişimlere ulaştığınızı düşünebilirsiniz. Bir elma ağacının tohumunun ekiminden ilk meyve verişine kadar geçen süreyi biyolojik olarak öğrenmeye kaçımız meraklıyız? Bunu öğrenmek ve disiplin halinde kullanmak için ziraat fakültesi veya botanik bölümünü bitirmemiz gerekli değil mi? Bu durumda neden öğrendiğimiz çalışmaları bu kadar didiklemeyi önemsiyoruz? Önemli olanı gözden kaçırıyoruz. Bu bana uygun değil diyerek kendinize uyabileceğini düşündüğünüz bir başka alana geçebilirsiniz. Günümüzde geçmişe göre çok daha geniş seçim olanaklarımız var.

Dördüncü adımımız, disiplin. Denizde yüzmek gibi bol bol tekrar etmemiz gerekiyor. Düzenli tekrarlar uygulamayı daha iyi yapabilmemize daha da sağlıklı gelişebilmemize olanak tanır.

Çok daha önemlisi derinleşmemizi sağlar. Bunu yine deniz örneğimizden yola çıkarak anlatabiliriz. Suyun üzerinde yüzmek keyiflidir. Oldukça büyük mesafeler kat edebiliriz fakat denizin güzelliği aynı zamanda suyun derinlerindedir. Suyun derinine inebilmek yüzebilmek ile aynı becerileri geliştirmemizle olmaz. Olamaz da. İşin içine yeni katmanlar girer. Bu sefer bedeninizin dayanıklılığının yerini zihninizin sakinliği, nefesinizin klavuzluğunu, yöneticiliğini keşfetmeye başlarsınız. Suyun derinlerinde gördüklerinizle sarhoş olmamanız gerekir. Soluğunuzun sizin yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarı çıkartabilecek kadar sakinleşmesi, berraklaşması gerekir. Hiçbir bir anda olmaz. Hepsi için zaman gereklidir. Sabır gereklidir.

Bu yazıyı tıpkı bizler gibi Qigong yolculuğuna adımlarını atmaya yeni başlayanlara, başlayıp içinde gittiği yön hakkında sorusu olanlara ithaf edilmiştir.

Bizler için hep aynıdır

Arayışınız, arayışımızla aydınlanır umarız.

Aziz Azad Dural – Mayıs 2020