Şifa Sanatları | Farkındalığa Dokun(dur)malar…
15636
post-template-default,single,single-post,postid-15636,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-theme-ver-7.3,wpb-js-composer js-comp-ver-4.5.2,vc_responsive
 

Farkındalığa Dokun(dur)malar…

03 Oca Farkındalığa Dokun(dur)malar…

Farkındalık sözcüğü resmen gündelik hayatımızın her anına nüfuz etti artık. Nerede ne okursak, kiminle konuşursak her yerde bir farkındalık aldı yürüdü. Ne menem bir durum ki ne konuşmakla bitiyor ne eğitimlerle çözülüyor. Günümüzün doğal durumu elimize bir malzeme geçirir onu en uç noktaya kadar sömürür sonra da unutulanlar çöplüğüne gömüveririz. En çok yaptığımız da her zaman yapabildiğimiz gibi hakkında gerçekten hiçbir deneyim yaşamadan üzerine bol bol konuşmaktır.

Farkındalık üzerine konuşuyor isek gerçekten önce farkında olabilmemiz gerekli. Neyin farkında olmak? En başta bedenimizin. O an herhangi bir yerimizin ağrıyıp ağrımadığının. Ağrıyorsa o ağrıyı oluşturan sebepleri ortadan kaldırmalıyız. Bilmeyiz çünkü bedenimizdeki kas gerilimleri ve sinir sıkışmalarının veri iletimini ne kadar sekteye uğrattığını. Evet son yapılan bilimsel araştırmaların ışığında bedenimiz yeterince sağlıklı değil ise algılamamız ve anlamlandırmalarımızda hatalar meydana gelmekte. Nedeni çok çok basit. Dışarıdan gelen uyarıları, sesleri, görüntüleri daha geç algılıyor, bedendeki arızalara takılan kısımlarla da eksik tanımlıyor ve anlamlandırıyoruz. Sonucu hiçbir zaman gerçekten tam olarak herhangi bir temas yaşayamıyoruz. Gerçekten iletişim bile kuramıyoruz. Sadece bedenimizde depolanmış önceki bilgilerle yaklaşık bir sonuca varıyor. Gerçeğe değil önceki bilgileri ile kurgulanmış kendince bir gerçekliğe varıyor. Sonucunda hepimizin mutlaka bir biçimde denk geldiği yanlış anlamalar ve iletişimsizliklere gidiyor.

Bedenimizin farkında olmak en başta bizim kendimizle ne kadar az bağımız olduğunu anlatıyor. Bedenimiz olmadan dış dünyadaki hiçbir şeyle temasımız olmadığını kavrayamıyoruz. Bedenimiz aracılığı ile görüyor, kokluyor, duyuyor, tadıyor, hissediyor ve düşünebiliyoruz. O olmasa ne tanımda bulunabilir ne düşünebiliriz. Yani bu mekanik yapı ve biz aynı anda iki farklı durum yaşıyoruz. Bedenimizden ne kadar uzaksak o kadar çok mutsuz oluyoruz. Yediğimiz yemeklerin tadını alamıyor, birbirimize dokunmalarımızdan haz duymuyor, çiçeklerin eşsiz kokularını duyamıyor, sürekli bir şeyler kaçırıyoruz. Bütün bunlara rağmen bu farkındalık sözcüğünü de asla dilimizden düşürmüyoruz.

En basit yaptığımız eylemimiz nefes almamızı farkedemediğimiz için nefes eğitimleri alıyoruz. Nefes eğitimlerinin gerçek özünü, gerçek gücünü ıskalıyoruz bu biçimde. O kadar doğal ve normal ki nefes alışımız onu farketmemize gerek bile yok. Her gün yemek yiyoruz. Çoğu zaman benzer şeyler yediğimiz için zaten ne yediğimizi farketmemize gerek yok. Eşimizle, sevgilimizle, işimizle, çocuklarımızla, baba ve annelerimizle, arkadaşlarımızla öyle çok yüzyüze geliyoruz ki onları duymadığımızı farketmemiz de gerek yok. Oysa her birimiz ziyadesi ile farkındalıkla yaşıyoruz.  Bedenimizdeki arızalardan kaynaklı olarak açığa çıkan duygularımızın bile asla farkında değiliz.

Örneğin bu sıcaklarda beden ısımız aşırı yüksek. Bir çoğumuz oruç tutuyoruz. Bedenimizin su ihtiyacı olabilecek en üst sınırda karaciğerimiz, böbreklerimiz, kalbimiz aşırı zorlanıyor. Dışarıdaki sıcağın arttırdığı ısı bedenin iç ısısının su ile dengelenememesi pek çoğumuzu normalden daha fazla öfkeli hale getiriyor. Peki kaçımız bedenimizin bu tepkilerini yeterince izliyor ve bunu dengeleyebilecek herhangi bir çözüm yolunu kullanıyor? Kaçımız egzersiz yapıyor, kaçımız zihnini sakinleştirmeyi deniyor, kaçımız kan dolaşımına destek olabilecek herhangi bir yardım alıyor? Farkındaydık hani herşeyin?

Farkındalık en başta bedenimizle başlıyor. Bedenimizden uzaki bedenimizden kopuk, sadece düşünme becerilerimizle ayakta kalmaya çalışarak sadece mutsuz oluyoruz. Sağlığımızı yitiriyoruz. Yaşadığımızın bile tadını çıkartamıyor, sadece yuvarlanan varlıklara dönüşüyoruz. Her eylemimiz bir diğerinin tekrarı, mekanik ve duygusuz canlılara dönüşüyoruz.

Farkındalık mı istiyoruz hemen şimdi bu satırları okumanızı sağlayan bedeninizin farkına varın. Hissedin onu. Ona dokunun, onun kokusunu alın. İçinizden geldiği her zaman yapın. Onunla şımarın. Onunla yaşayın. Çözemediğiniz sorunu mu var bedeninizin, ağrıları mı var, gevşeyemiyor mu, yeterince esnek, güçlü değil mi? O zaman bize danışın. Birlikte arayalım çözümü. Birlikte farkındalık sözcüğünü yaşama geçirelim. Birlikte farkında olalım.

Facebook Sayfamız için tıklayınız.